Kayıtlar

20 yaşında komutan

Ben askerliğimi bedelli yaptım. Reyhanlı saldırısından beri askeri operasyonlarda ölenlerin ihtiraslar uğruna kaybettirilen yaşamlar olduğunu düşünür dururdum. Kendi becerikliliğinin, cesaretinin eşsiz olduğuna olan sonsuz inançla girişilen saldırgan tavırlar. Hınç dolu tavırlar. Kendi ülkesinde hor görülmesine sebep olduğunu düşündüğü tarihsel iç düşmanları ile hayattaki pek çok kötülüğün, kirli davranışın müsebbibi saydığı Batılı gavurdan alınacak rövanş için girişilen STRATEJİK DERİNLİK.  Yurtsever, Kemalist ailemin bile askerlik görevimin gelip çatacağı günlerden korkmasına sebebiyet veren serkeşlik. Hani başkasının yumruğu ile delikanlılık taslayan çakal mahalle abisi olur ya... Aleme nizam vereceğini ilan eden ama kendi yaşamsal kaygılarına sıra gelince çok naif bir titizlik içerisine girecek kadar bencil bir duruş.  Askerliğim kısa sürdü. Bu kısa süre içerisinde uzun dönemdeki çocuklarla, bizlere eğitim vermekle yükümlü olan sözleşmeli er-erbaş-astsubaylar ...

Nehir Söyleşi Denemesi: CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen

Blogda daha önce farklı uzmanlık alanları bulunan dostlarımı misafir etmiştim. Onlarla geliştirdiğimiz bir söyleşi formatı üzerinden çeşitli konuları irdeledik. Bir süredir yapabildiğim kadarıyla yakın takibe aldığım genç siyasi figürlerden birisi olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ile bir deneme yapacağız.  CHP Gençlik Kolları ile haşır neşir olmuş olan bir çok genç birey zaman içerisinde kendisini bir fantazya içerisinde bulur ve ülkeye, partiye yön verirken çeşitli sahneler içerisinde düşler kendini. Kimimiz şartlara bağlı olarak kimimiz siyasetin doğasından ötürü çeşitli hayallerimizi gerçekleştirdik veya gerçekleştiremedik ancak Gökçe sanıyorum 1996 itibariyle alırsak eğer 1980 sonrası CHP’de kimsenin başaramadığını başardı. Gençlik Kolları kademelerinden sonra pek ara vermeden, parti tüzüğünde belirlenen genç olma yaşını geçmeden ana kademe MYK üyeliğine geldi.  Gökçe ile bu çalışmayı yapma isteğim elbette onun sadece yaş kriterleri içerisinde gö...

küçük bir odadan

tilburg benim için pek yeni şartları getiren bir süreç oldu. beni gerçekten takdir eden bir insanı yüreğime yerleştirirken yepyeni şartların bir anda oluştuğu yeni hayatımda kendime biçtiğim rollerin ne kadarına denk geldiğimi kestirmeye çalıştığım günlerden geçiyorum. ailemi, onlarla sadece aynı masanın etrafında oturmanın herhangi bir ihtirasa dair edinim anlarımdan daha kıymetli olduğunu anladığım günlerin onlardan uzak düştüğüm zamanlara denk gelmesi pek dramatik. ablalarımın, hele bir tanesinin bana dair hassasiyeti, inceliği, kendime dair yaptığım haksızlıklara ilişkin beni tekrardan mahcup ederken, ablalarımın beni nasıl bu kadar sevdiğini onları ne kadar sevdiğimi anlarken idrak ettiğim kısıtlı görüşmelerimizin mecbur olduğu günler. babam gitti. rüyalarımda görüyorum onu. bazen 10'dan geriye sayıyor ve göçüp gidiyor. bıraktıklarına dair zihnimi tazelemem için bir fotoğrafındaki gülüşü yetiyor. size babama ilişkin sahip olduğum motivasyona dayalı bir zihinsel manipülas...

Kobe Bryant ve İmitasyon Formalar

Herkes gibi başlayayım ben de: Çocukluğumuzun kahramanı öldü. Kobe Bryant'ın ne kadar büyük bir karakter olduğunu çok sonralardan keşfetmiş birisi olarak ölüm haberini ilk gördüğümde ben de sarsıldım. Mütevazi, ne söylemek ve yapmak istediğini bilen ve aslına bakarsanız her şeyin toplamında SAYGIN bir sporcuydu Kobe. Daha sonra bir haber daha düştü. Şu satırları yazdığım dakikalarda daha doğrulanmadı ama kızlarının da aynı helikopter kazasında yaşamlarını yitirdikleri bilgisi var. Düşünüyorum. Ölüm için "daha yazık" olmak diye bir şey söz konusu olabilir mi? Artık ölüme daha farklı bakıyorum. Kobe Bryant en azından hak ettiği sevgi ve saygıyı gördükten sonra öldü. Ortaya koyduğu şey sonuna kadar takdir edildi. Çabaları sonuçsuz kalmadı yapmak istediği şeylere dair. Yaşamda bir parça mutluluk göremeden göçen insanlar var. All - Star maçlarında bile efsanesine ve disiplinine ayrı önem veriliyordu. Yarattığı şeyin dengini gördü. Ee zaten NBA oyuncuları en prestijli...

Elitizm ve The Economist Grafiği

Resim
2018 yılında yayınlanmış olan bir infografik Twitter'da yeniden çok popüler oldu. North Carolina Üniversitesi (Chapel Hill) tarafından yayınlanan verilere dayanarak The Economist'in dolaşıma soktuğu bu grafikte kullanılan değişkenler tartışmaya açık bir zeminde elbette. The Economist elde ettiği dataları kümelendirme yöntemi ile partilerin manifestolarına dayanan data skorlarını dört ana konu üzerinde değerlendirerek bir harita oluşturmuş. Bu haritada partiler aldıkları oy oranları (2014-2018 arasında değişen seçmen tercihleri de ayrıca bir değişken halini alabiliyor) üzerinden yerleştirilmiş ve ideolojik olarak geleneksel sağ ve sol yelpazesine oturtulmuş. Burada dört ana faktör: göç (mültecilik ekseninde diye düşünebiliriz), kişisel özgürlükler, ekonomi politikası, AB entegrasyonu. Sonuncudan başlayacak olursak AB bir elit birliği, elitizm projesi olarak tanımlanmış ve oluşan veri birikimi bu tanım üzerinden değerlendirilmiş. Uzun zamandır literatürde baskın olan gör...

Şeri Karar?

20 Aralık 2019 tarihinde Twitter adresimde yazdığım tweetlerin derlemesidir:  Politik ekonomik olarak yeni bir zemin oluşturuluyor. Yıllardır olan bir 'söylence' üzerinden yaklaşmakta olan katmerli ekonomik krize dair bahane - açıklama getirecek bir zeminden bahsediyorum. Neden katmerli diyorum? Ana akım finansal ekonomistlerin işaret ettiği bir şey var. Küresel bir krizin yeniden çok merkezli olacağı varsayılıyor. 2008-09'da görüldüğü gibi. (Bu krizi ABD'nin bankacılık krizi olduğunu söylemek, eksik ve her şeyi Amerika ile açıklama çabasının sonucu olan asimetrik bir tanım çabasına denk gelir.) 08-09' krizi hem kaynakları açısından hem de etki alanları açısından çok merkezliydi. Bu sefer işin içine Çin ve hatta Hindistan'ın ekleneceği bir merkezler yelpazesine sahip yeni bir küresel krizin yaklaştığı söyleniyor. Borç krizi, ticaret ve üretkenlik krizi, büyüme krizi ve kurumların hali hazırda sahip oldukları yapı & müdahale araçları ile etkisizliği h...

78. bölüm

daha önce de yazmıştım. Behzat Ç.'yi düzenli olarak izledikçe belki de içinde bulunduğum dönemin etkisinden olsa gerek kendi içime dönmeye doğru beni teşvik eden anlar yaşatıyor. ee tabi çok popüler olduğu zamanlarda insanların nasıl etkisinde kaldığını yeniden hatırlıyorum bu sayede. o yüzden kendime dair Behzat Ç.'li şeyler yazdıkça birazcık da utanıyorum. ne yani bir diziden mi tetiklenecekti bütün duygularım? ee zaten sanatsal faaliyetten ilham almak hayatın akışına yerleşmiş bir şey değil mi? neyinden rahatsız oluyorum? tabi kendimi ifade edebilmek adına başka yeteneklerim olsun isterdim. bazen çok düz bulduğum için kendimi sanırım Behzat Ç. ile ilham buluyor olmak pek şaşalı gelmiyor. hayır aslında tetikleyen şeyin ne olduğunu biliyorum. benim en çok arzuladığım, en çok rastlaşmak istediğim şey insanın kendisiyle yüzleşmesi. kendine dürüst olmak. bilmiyorum neden ama bu halin sürekliliğini şiddetle istiyorum. dizinin de ve özellikle bu bölümün de buranın saatiyle ...

Bir Cumhuriyet Yazisi - 29 Ekim 2018

Bu yazi babami kaybettikten 5 gun sonra 29 Ekim 2018 tarihinde yayinlanmistir. Cumhuriyet, yeni nesiller oluşturma iddiası ile yola çıkılan bir büyük serüven. Oluşturduğu nesiller ile yeni ufuklara gitme azminde olan bir büyük ayağa kalkış, başka bir nizam. Yeni düzenin yeni nesilleri… Nesiller düşünün, toplumun, belirlenen ideallere ulaşması için kendi benliğinden vazgeçen nesiller. Nesiller düşünün, yaşamın özünü – esasını keşfetmekten hiç vazgeçmemiş, hep mağduriyetleri gidermenin arayışında olan nesiller. Arayışı, yaşamlarına yayılmış nesiller. Ben bir babanın çocuğuyum. Babam, bu nesillerin parçası olan bir Anadolu insanıydı. Özünden uzaklaşmayan, içinde bulunduğu kültürün ögelerini zamanın her zerresinde yeniden var eden bir baba. Haksızlığa uğrayan her bir insanı kendi evlatlarından ayırmayan bir hukukçu. Hukukun üstünlüğünün nihai olarak herkesin yaşamına ferahlık getireceğini bilen bir yurttaş. Hukuk ile var olan bir mücadelenin öyküsüydü babam. Tutkusu olan edebiyat ve öğ...

1 Yılın 1 Günü. Babamın Soğuk Elleri

1 Yılın 1 Günü. Babamın Soğuk Elleri O gün aslında dün. Babamın son kez geç kalmalarımdan hoşnut olmadığı gün aslında dün. 1 yıl geçti mekan ve zaman içerisinde ama başka bir boyut varmış aslında bunu keşfettim. Göğüs kafesimden açılan ancak aynı zamanda boğazıma ve kulaklarıma doğru çıktıkça yutkunmaya sebebiyet veren tok bir acı, ağrı ile somutlaşan boyut. Ankara'daki hastanenin koridorlarında tabanlarımı dünyanın merkezine doğru itmek istercesine hınçla adımlar atışım... Son günlerde babamı hep çocukluğum ile eşleştiriyorum. Çocukluğumdan miras kalma bir zamansızlık, endişe, kaygı ve biriktirme huyum var. Okuldan eve gelince saatlerce ve hatta belki yatağa girene kadar üniformasını değiştirmeyenlerdendim. Ödevlerini saatlerce bekletenlerdendim. Bu ikisinin de yapmamam gereken şeyler olduğunu bilip sorumluluğunun bilincinde endişe içinde yiyeceğim tenkitleri veya azarları beklerdim. Yine de saatlerce ışığı bile yakmadan ana haber bültenlerine kadar bütün çizgi filmleri i...

30. Bölüm

Behzat Ç. 30. Bölüm hakikaten bambaşkaymış. Yeni izliyorum afshaga Ankara'dan çok uzakta İz Bırakanlar Unutulmaz'ı yeniden dinleyince birden Ankara yıllarımın ağırlığı çöktü üzerime. Manga albümünde dinlemiştim lisede ilk kez. O zaman denkliği olmayan bir hüzün bırakmıştı. Yıllar sonra döndüm Ankara"da bu şarkıya pek denk düşen bir şey yaşayacağımı bilemezdim, güzel tesadüf veya anlamlandırma çabası içimdeki. Bölüm yönetmeni Doğan Ümit Karaca milyonlarca Behzat Ç. hayranı yaratan bir bölüm yaratmış tek başına belki de. Belki bu da bir çaba. Bende müthiş etkiler bırakan bir şeyin eşsiz bir güzellikte olması ve bunun sürüsüne insanca onaylanmış olması beni onore edecektir. Bu da içine düştüğüm bir başka kısır döngü. Özgün olmaya çabalarken onay arama isteğim pek dinmiyor. Tabi ya herkesin olmuştur değil mi böyle üstüne üstüne savaşımını verdiği, inat ettiği, illa ki olsun dediği bir isteği. Benim kendimi kaybedip kendimi bulmamı sağlayan bir girdabım oldu. Bu şarkı, bu b...